Erken doğum belirtileri ve nedenleri nelerdir ?

Erken doğum belirtileri ve nedenleri nelerdir ?

Erken Doğum Nedir ?

37. haftadan önce gerçekleşen doğumlar  ‘’Erken Doğum’’ olarak adlandırılır.  Erken Doğumun farklı kategorileri  vardır ve hepsi farklı riskler taşır;

  • 28.haftadan önceki doğumlar yüksek risk taşırlar.
  • 28-32. hafta doğumları çok risk taşırlar.
  • 32-37. hafta doğumları daha makul risk taşırlar.

Genel olarak;  bebek ne kadar erken doğarsa  sağlık poblemleri oluşması riskide aynı derecede  fazlalaşır. Farklı seviyedeki erken doğumlar ile ilgili faydalı olabilecek bilgileri bir araya toplayarak  aktarmak istedik.

Erken Doğumun Nedenleri

  • Daha önce erken doğum yapmış olmak en önemli risk faktörüdür
  • Enfeksiyon
  • Rahmin aşırı derecede gerilmesi: çoğul gebelik,bebeğin suyunun fazla olması
  • Bebeğin eşinin rahim ağzına yerleşmesi ve erken ayrılması (Plasenta previa veya ablasyo)
  • Rahim ağzı yetmezliği (Servikal yetmezlik)
  • Rahme ait nedenler (anomaliler, myom,)
  • Preeklampsia,gebeliğin yüksek tansiyonu
  • Travma ya da ameliyatlar
  • Bebekteki anomaliler
  • Sigara, kötü beslenme, kokain ve alkol kullanımı, yetersiz kilo alımı vs gibi kişisel faktörler
  • Nedeni bilinmeyen grup (İdiopatik)

Erken doğumların yaklaşık %80’i kendiliğinden Erken doğum eylemi ya da erken su gelmesi (erken membran rüptürü)ne bağlı iken %20’si anne yada bebek sağlığını korumak için doktorun kararıyla gerçekleşmektedir.

Erken doğuma eşlik eden faktörler

Sosyobiyolojik özellikler

  •     Yaş: 18 yaşından küçük-40 yaşından büyük olması
  •     Ağırlık: gebelik öncesi düşük kiloda olmak
  •     Doğum sayısı: gebeliklerin arasının sık olması
  •     Sosyoekonomik durumun düşük olması
  •     Beslenmenin kötü olması: yetersiz beslenme veya obezite
  •     Ağır sigara içiciliği, alkolizm veya ilaç bağımlılığı

Geçmiş gebelik öyküsü

  •    Tedavi amaçlı düşük yaptırılması
  •     Kendiliğinden düşük
  •     Erken doğum yapma öyküsü
  •     Rahmin yapısal anormallikleri
  •     Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu
  •     Rahim ağzının zedelenmesine ve yetersizliğine neden olurlar

Gebelik Sorunları

  •     Doğum esnasında kanama
  •     Gebeliğe bağlı yüksek tansiyon
  •     Çoğul gebelik
  •     Bebekteki anomaliler
  •     Bebeğin suyunun fazlalığı
  •     Bebeğin suyunun azlığı
  •     Karından daha önce ameliyat geçirmiş olmak
  •     Enfeksiyon: Erken doğumlarda bebeğin su kesesinin enfeksiyonuna sık rastlanır.

Erken doğumun durdurulmaması gereken durumlar

Anne ile ilgili durumlar:

  • Ağır yüksek-tansiyon: tansiyonun aşırı yükselmesi ve annenin nöbet geçirmesi
  • Kalp ve akciğer hastalıkları: anne hayatını tehdit eden sorunlar
  • Rahim ağzının 4cm den fazla açılması
  • Annede kanama: bebeğin eşinin ayrılması ve annenin kanamayı durduramaması

Bebekle ilgili durumlar:

  • Bebeğin ölmesi yada ölümcül anormallikler taşıması
  • Bebek kalp atışlarının düzensizleşmesi
  • Rahim içinde enfeksiyon tesbit edilmesi
  • Tahmini bebek kilosunun 2500 gramın üzerinde olması
  • İleri derecede rahim-içi gelişme geriliği

Erken doğum riskini azaltmak

1. Sigara ve Alkol Kullanımı: Gebe kalmadan önce eğer sigara içiyorsanız ve alkol alıyorsanız bunları bırakmanız gerekir.

2. Yeterli kiloda olamamak: Eğer gebelik öncesinde normal bir kilonuz varsa yeterli derecede kilo almaya gayret edin. Genelde normal bir kilonuz varsa 12-13 kilo civarı alın, eğer fazla zayıfsanız 19-20 kilo    civarında kilo almanız iyidir.

3. Çok ve Ağır Çalışma: Eğer evde ve/veya işte çok çalışıyorsanız dikkatli olun. Çalışma şartlarınızı daha uygun hale getirin. Ağır işler yapmayın.

4. Cinsel İlişki: Özellikle erken doğum riski fazla olan kadınların gebeliklerinin son bir kaç ayında cinsel ilişkiden kaçınmaları gerekir.

5. Rahim ağzındaki güçsüzlük: Rahim ağzındaki güçsüzlük rahim ağzının erken açılmasına yol açar. Bu da erken doğumla sonuçlanır. Onun için rahim ağzının da gebeliğin özellikle son aylarında düzenli olarak muayene edilmesi gerekir. Diğer yandan rahmin hassasiyeti de erken doğuma yol açabilir. Çünkü rahimdeki hassasiyet zamansız kasılmalara neden olur. Yine gebeliğin özellikle son aylarında bu durumu da kontrol altında tutmak gerekir. Bunun için kasılmaları giderici ilaçlar kullanılmaktadır.

6. Plasentanın aşağı doğru ilerlemiş olması

7. Rahmin yapısındaki anormal durumlar.

8. Beslenme Yetersizliği: Doktorunuzla birlikte iyi bir  beslenme takvimi hazırlayın. Diyetinize dikkat edin. Beslenmenizdeki yetersizlikler ve düzensizlikler    gebeliğinizi olumsuz etkileyebilir.

9. Annede ciddi bir hastalık: Eğer anne adayında kalp, şeker, karaciğer veya böbrek hastalığı, şeker hastalığı, yüksek tansiyon gibi hastalıklar varsa bunlar da kontrol altında tutulmalı ve tıbbi tedavisi yapılmalıdır.

10. Çoğul gebelikler: Birden fazla çocuk bekleyen bayanlarda da bir risk faktörü vardır. Çünkü bu tür bayanlar da genelde erken doğum yaparlar. Fakat gerekli tıbbi desteğin     verilmesi ve  yeterli bakımla doğumun çok erken olması önlenebilir.

11. Anne adayının yaşayacağı yoğun stresli durumlar da onu olumsuz etkileyecektir. Stres yaratan nedenler mümkün olduğunca giderilmelidir. İyi bir psikolojik destek sağlanmalıdır. Baba adayı da annenin bu stresinin giderilmesinde rol oynamalı ve eşine gerekli desteği vermelidir.

12. Eğitim düzeyinin düşüklüğü ve sosyoekonomik düzeyin zayıflığı bir risk faktörüdür. Doğum öncesinde gerekli desteğin sağlanması ile bu risk faktörü de giderilebilir.

13. İlaç Kullanımı: Bütün ilaçlarınızı doktor kontrolünde kullanmaya özen gösterin. Doktorunuzun belirttiği ilaçları kullanın.

14. Enfeksiyonlar:  Kızamıkçık, idrar yolları, vajina enfeksiyonları gibi riskler erken doğuma yol açabilir. Bu riski azaltmak için yeterli derecede dinlenmenize dikkat edin. Beslenmenize dikkat edin. Düzenli olarak muayenelerinizi yaptırın. Hasta insanlardan mümkün olduğunca uzak durun.

15. Geç yaşta anne olma: Geç yaşta anne olmak da bazı sorunlar doğurabilir. Özellikle 35 yaşından sonraki gebeliklerin risk faktörleri taşıdığı belirtilmektedir. Doğum öncesinde bu risklerin tespiti ve kontrolü düşük riskini azaltır.

Hamilelik geçmişiniz ve erken doğum

Geçmiş hamilelik tarihiniz ve  tıbbi geçmişiniz erken doğum risk derecenizin belirlenmesinde ki en önemli unsurladır.

Bebeğinizi erken doğurmak

Doğum yapmak hayatımızın değiştiren olaylardan biridir fakat herzaman herşey plan dahilinde gitmez ve maalesef erken doğum da bunlardan biridir.

Rahim içi enfeksiyonları

 

Erken doğuma neden olan birçok risk faktöründen biri de, kadınlarda sık görülen idrar yolu enfeksiyonları ve vajinal enfeksiyonlardır. Enfeksiyon nedeniyle salgılanın bazı maddeler, erken doğuma neden olabilmektedir.

Preeklempsi ve erken doğum

Gebelikte oluşabilen en ciddi sorunlardan biridir

Halk arasında ‘gebelik zehirlenmesi, albumin hastalığı’  olarak ta bilinen  Preeklampsi , annede yüksek tansiyon, ödem ve idrarda  bir protein olan albumin’in artışı ile kendini gösterir.Bu tabloya sara hastalığındaki gibi kasılma nöbetleri de eklendiğinde  Eklampsi adını alır.

Genel olarak gebelikte yüksek tansiyon ;

* Preeklampsi
* Kronik hipertansiyon
* Kronik hipertansiyon üzerine yerleşmiş preeklampsi   

olmak üzere üç grupta incelenir. Preeklampsi 20. gebelik haftasından sonra ortaya çıkar ve mutlaka albuminüri (idrarla albumin atılmasında artış)  ile birliktedir.Kronik hipertansiyon gebeliğin 20. haftasından önce de varolan hipertansiyondur.Böyle bir hastada 20. haftadan sonra klasik preeklampsi tablosunun yerleşmesi durumunda da  Kronik hipertansiyon üzerine yerleşmiş  preeklampsi  tanısı koyulur.

Farklı adlarla anılsa da her üç tabloda da belirgin riskler söz konusudur.Preeklampside sorun kılcal damarlarda kan akımına karşı  artmış dirençtir. Bu nedenle Bu şekilde dolaşımdaki kanın sıvı kısmı damarlardan doku arasına kaçarak ödemi oluşturur.Vücutta belirgin ödeme rağmen damar içindeki sıvı azdır ve bu durum bebeğe oksijen ve besin taşınmasını zorlaştırır. Hipertansiyon ve albuminürinin  derecesi, ve bazı diğer faktörler göz önüne alınarak preeklampsi  hafif ve şiddetli preeklampsi olmak üzere iki farklı şekilde ele alınır. Ağır preeklampside olaya karaciğer ,börek,beyin ,pıhtılşma sistemi  ve diğer tüm organlarda da fonksiyon bozuklukları hızlı bir şekilde gelişebilir ve kısa sürede hasta belirgin şekilde ağırlaşabilir.

Preeklampsi olasılığının arttığı durumlar ;

* Anne yaşının 20 nin altında ya da 35 in üzerinde olması
* Düşük sosyoekonomik düzey
* İlk gebelik ya da  dördüncü gebelik ve ötesi
* Çoğul gebelik
* Polihidramnios
* Fetal hidrops(farklı nedenlerle bebeğin tüm vücut boşlularının sıvıyla dolması )
* Kronik hipertansiyon
* İyi kontrol edilmememiş şeker hastalığı
* Obesite (Vücut kitle indeksinin 30 un üzerinde olması)
 
Preeklampsi sinsi seyredebilen ciddi bir hastalıktır. Çok ileri safhalara dek dikkat çekmeyebilir. Gebelikte düzenli tansiyon ölçülmesi bu açıdan son derece önemlidir.Her muayenede ultrasonografi kesinlikle tıbbi bir gereklilik değildir ama tansiyon mutlaka ölçülmelidir.Kontrollerin ayda bir yapıldığı dönemde kontroller dışında da fırsat bulduğunda tansiyon kontrolü yapılmasında yarar vardır.

Tansiyon ölçerken bazı detaylara özen gösterilmesinde fayda vardır.Herşeyden önce tansiyonu ölçülecek kişi en az  5 dakika kadar dinlenmiş olmalıdır. Genelde sağ koldan ölçüm yapılması tercih edilir.Sol kolda kan basıncı sağa göre biraz daha düşüktür.Gebelikte meydana gelen değişiklikler nedeniyle özellikle diastolik (küçük)  tansiyonu ölçmek zordur.(Bazan bu değerin  0 ‘ a dek  düştüğü sanılabilir) .Bu nedenle gebelerde kan basıncı ölçümü  deneyimli biri tarafından yapılmalıdır.Bilekten kan basıncı ölçen elektronik aletlerden hatalı sonuçlar elde edilebilse de klasik tansiyon aletlerini kullanmakta zorlanan ve kan basıncı takibi önerilen anne adayları tarafından kullanılabilir.      
Gebeliğin 20. haftasından sonra kısa sürede hızlı kilo artışı, dizin alt kısmında bacağın ön yüsünde sertçe hissedebildiğiniz tibia kemiğinin üzerine parmağınızla bastırdığınızda hemen geçmeyen çukurluk fark etmeniz ödem işaretidir.Ödem çoğu kez preeklampsinin üç temel bulgusundan ilk ortaya çıkandır.Böyle bir değişim fark ettiğinizde mutlaka doktorunuzla mutlaka iletişim kurun.

Preeklampsi şüphesinde anne adayından tam idrar tetkiki istnenir.İdrarda albumin miktarının kabul edilen sınırın üzerinde olması beraberinde kan basıncı artışı ve ödem de bulunduğunda preeklampsi tanısı koymak için yeterlidir.

Vakaların çoğu hafif preeklampsi kategorisinde yeralır. Kan basıncının 160/100mmHg nın üzerinde olması, idrarda belli miktardan fazla albumin bulunması,görme bozuklukları ,karın ağrısı ve diğer bazı bulguların varığında  ise ‘’Ağır Preeklampsi’’ söz konusudur .Ağır preeklampsi kesinlikle hastanede yatmayı bazen de yoğun bakımı gerektiren bir durumdur. Vakaların çoğu hafif preeklampsi kategorisinde yeralır. Kan basıncının 160/100mmHg nın üzerinde olması, idrarda belli miktardan fazla albumin bulunması,görme bozuklukları ,karın ağrısı ve diğer bazı bulguların varığında  ise ‘’Ağır Preeklampsi’’ söz konusudur .Ağır preeklampsi kesinlikle hastanede yatmayı bazen de yoğun bakımı gerektiren bir durumdur.

Ağır preeklampsi zemininde gelişen ve anne için ciddi tehlike oluşturanbir tablo da  HELLP sendromudur. Annenin karaciğer   fonksiyonlarında ozulma ,alyuvarların parçalanması ve trombosit (kan pıhtılaşmasında temel rol oynayan ufak hücreler) sayısında ciddi azalmayla birliktedir.Tüm sistemlerin etkilenebileceği ve önemli oranda hayati tehlike arzeden bir durumdur.

Preeklampsi tablosuna sara nöbeti tarzında tüm vücudu tutan kasılma nöbetlerinin eklenmesi ile  Eklampsi ortaya çıkar.Her eklampsi nöbeti hem anne hem de bebek için ciddi tehlike oluşturur ve mutlaka engellenmelidir.

Preeklampsi tedavisi hastalığın şiddetine ve gebelik haftasına göre değişse de gerçek anlamda tek tedavi doğumun gerçekleştirilmesidir.Hafif preeklampsi durumunda  erken doğumun bebeğe getirdiği risklerle gebeliğin devam ettirilmesi durumundaki olası  riskler karşılaştırılarak karar verilir.Hastalığın seyri çok değişken olabileceğinden yakın izlem son derece önemlidir.Hem annenin hem de bebeğin durumu çok yakından izlenir.Anneye yatak istirahati verilir ,yakın kan basıncı takibi ve gerekli laboratuar tetkikleri yapılır.Bebeğin iyilik durumu bebek hareketlerinin takibi,non stres test ya da ultrasonografi ile çok sıkı takip edilir.Erken doğum gerekebileceği göz önüne tutularak bebeğin akciğer gelişimini hızlandıran ‘kortikosteroid’ tedavisi uygulanır.

37. gebelik haftasından sonra tüm preeklampsi hastaları için doğum kesin olarak gereklidir. Gebeliğin daha fazla uzatılması akciğer gelişimi tamamlanmış ve dış dünyaya uyum sağlamakta zorlanmayacak bir bebeğin anne karnında riske atılması anlamına gelir.Risk aynı zamanda anne adayı için de geçerlidir.Hafif preeklampsi vakaları da zaman içinde bazen çok hızlı olarak ağır preeklampsiye dönüşebilir.

 

Erken doğan bebeklerin hastanede kalma süreci

Zamanında doğan bebeklerde olduğu gibi, prematüre yani zamanından önce doğan bebeklerin de büyüme takiplerinin düzenli bir şekilde yapılması büyük önem taşıyor. Bu bebeklerin yoğun bakımdaki kalış süreleri ne kadar uzunsa, evdeki bakımlarının o kadar iyi takip edilmesi gerekiyor. Özellikle 1000 gr. altında doğup, solunum terapileri almış, özel tekniklerle beslenmiş bebeklerin, eve ve aileye uyumları tamamlanana kadar haftalık ya da iki haftalık aralıklarla izlenmelerine dikkat ediliyor.

Hamilelik yaşı ve Erken Doğum

İleri yaşlardaki gebeliklerde erken doğum daha sık gözlenmektedir. Yaş hem kendiliğinden ortaya çıkan erken doğum eylemi ve erken doğum için bir risk faktörü, hem de anne hayatını tehdit eden durumların varlığı nedeniyle yapılan indüksiyon (doğum eyleminin doktor tarafından başlatılması) için önemli bir risk faktörüdür. Bu yüzden erken doğum ileri yaşlardaki gebeliklerde 4 kat daha sık gözlenir.

Hamilelik şekeri ve erken doğum

Şeker hastalığı (diyabet) kanda yüksek şeker düzeylerinin oluşmasına sebep olan bir hastalıktır. Bazı kadınlarda hamile kalmadan önce diyabet zaten var olabilir. Bazı kadınlarda ise “gestasyonel diyabet” olarak isimlendirilen gebelik şekeri ortaya çıkabilir. Neredeyse her 150 hamileliğin 1'inde pregestasyonel DM (hamilelik öncesi şeker hastalığı) görülebilmektedir.
Şayet anne adayının hamile kalmadan evvel şeker hastalığı var ise, hamilelik süresi boyunca kan şeker düzeyinin kontrol altında tutulabilmesi, hamilelikten önceki halinden daha güç olabilir.
İnsülin dozunun değiştirilmesine gereksinim duyulabilir.

Gebelik şekeri nedir?

Gebelik henüz gerçekleşemeden herhangi bir şeker hastalığı ya da belirtisi olmayan bir anne adayında, gebelik esnasında glukoz yani şeker değerlerinde yükseklik olabilir. Bu da gebelik şekerine işaret eden bir durumdur. Gebeliğin 24-28 haftaları arasında şeker su testi diye bilinen, glukoz yükleme testi aracılığı ile tarama yapılır. Sonuçlar 100 gram oral glukoz testi ile kesin tanıya varılır.

Gebelik şekerinin anne adayı ve bebek için riskleri nelerdir?

Şeker hastalığı gebelik esnasında da kendini gösterse, gebelikten önce de başlamış olsa da, anne adayı ve bebek için bir takım riskleri de beraberinde getirir. Şeker hastalığına sahip anne adaylarında, şeker düzeyleri gebelik süresince ne denli düzgün devam ederse, diyabetin açacağı riskler o denli azalır. Gebelik esnasında kendini göstermeye başlayan şeker hastalığında (diyabet),  görülebilen riskler, gebelikten önce zaten var olan şeker hastalığına göre daha azdır. Şeker hastası anne adaylarının hamilelik sürelerince yüksek tansiyon (hipertansiyon), hamilelik zehirlenmesi, düşük ve erken doğum gibi riskler şeker hastası olmayan bir anne adayına göre daha yüksek olmaktadır.

Hamilelikten önce ortaya çıkmaya başlayan şeker hastalıklarında bebekte kimi anomalilerin ortaya çıkma olasılığı artar. Fakar hamilelikte ortaya çıkan gestasyonel şeker hastalığı bebekte anomalilere yol açmaz. Açsa dahi bununla ilginin çok az olabileceğine dair araştırmalar yapılmaktadır.

Hamilelik öncesi ya da hamilelik esnasında meydana gelen şeker hastalığı kaynaklı normalden iri denilen yani makrozomik bebek gelişimi ve bunun yol açtığı sezeryan doğum zorunluluğu sebebiyle risk ihtimalleri yükselir.

Anne adayında hamilelikten önce zaten mevcut olan şeker hastalığına sahip kişilerde hamilelikten hemen önceki bir kaç ay ve hamilelik süresince şeker düzeyleri ne denli normal devam eder ise, bebekte oluşabilecek anomali gelişme olasılıkları o denli düşecektir. Şeker seviyeleri sürekli yüksek seyreden ve kontrol edilmeyen hamileliklerde bu risk daha yüksektir.
Bu sebepten dolayı HbA1C ve glikoz takipleri çok fazla önem teşkil eder.

Diyabetik hamileliklerde bebekte görülebilecek riskler:

  • Doğumun ardından yaşanabilecek solunum sıkıntısı (respiratuar distres)
  •  Bebeğin iri olması (makrozomi)
  • Daha olarak görülen bebeğin normalden küçük olması (SGA)
  • Bebekte doğum ardından sonra hipoglisemi yani şekerin düşmesi, polisitemi, hipokalsemi, hiperbiluribinemi (sarılık)
  • Kalp anomalileri (VSD, TGA, kardiyomyopati…)
  • Beyin ve santral sinir sistemi anomalileri (Anensefali, spina bifida, kaudal displazi)
  • Böbrek anomalileri
  • Sindirim sistemi anomalileri
  • Kulak anomalileri

Gebelikte şeker hastalığı belirtileri nelerdir?

Gebelik şekeri, anne adayında mevcut ise;

  • Susuzluk hissi,
  • Kilo kaybı,
  • Çok fazla yemek yeme ihtiyacı,
  • Normalinden çok daha fazla idrara çıkmak,
  • Sürekli yorgunluk hali gibi belirtiler görülebilir.

Fakat çoğunlukla gebelikte şeker hastalığı kendini belirtilerle göstermeyebilir. Anne adayına uygulanacak olan tarama testi ya da tahliller aracılığı ile saptanır.


İLGİNİZE ÇEKEBİLECEK FAYDALI BİLGİLER

E-BÜLTEN ÜYELİĞİ
e-Bültene katılın ! Sitedeki tüm kampanyalardan haberiniz olsun